ANASAYFA | HABER ARA | FOTO GALERİ | ANKETLER | SİTENE EKLE | RSS KAYNAĞI                                                                                                
Kadrolaşmaya, Keyfi Uygulamalara, Baskılara Sessiz Kalmayacağız   BİLEŞENLER    MİSAFİR YAZAR  

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR

    EGiTiM-SEN Sirnak'in 6 Kasim Bildirisi

    EGiTiM-SEN Sirnak'in 6 Kasim Bildirisi

    Kategori  Kategori : EĞİTİM SEN'den Haberler
    Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
    Okunma  Okunma : 123
    Tarih  Tarih : 06 Kasım 2009, 13:57

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    EGiTiM-SEN Sirnak'in 6 Kasim Bildirisi
     
    Yükseköğretim Kurulu (YÖK)’nun 6 Kasım’daki kuruluş yıldönümü nedeniyle Eğitim-Sen Şırnak İl Temsilciliği bir basın bildirisi yayınladı. Bildiride YÖK’ün 28 yıldır, üniversiteleri demokratiklikten ve özgürlükten gittikçe uzaklaştırdığı, buna karşılık baskıcı bir sistemi egemen kıldığı vurgulandı. 
     
    YÖK: ARTIK YETER!
     
    Biz Eğitim ve Bilim Emekçileri olarak 12 Eylül Cuntası’nın ürünü olan YÖK’ün, 28 yıl sonra hala tüm ağırlığı ile üniversitelerimiz üzerindeki tahakkümünü sürdürmekte oluşuna ve bu durumun bilim ve toplum adına yarattığı sayısız soruna bir kez daha dikkat çekmek istedik. YÖK, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından üniversiteler üzerinde bir baskı aracı olarak kurulmuştur. 1981’de çıkarılan 2457 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile ülkemizdeki yükseköğretim anlayışının iyice gerilere gittiğini görüyoruz. 1982 Askeri Anayasası’nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan YÖK, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline getirilmiştir. Böylelikle 12 Eylül zihniyeti gençliğin üzerinde YÖK düzeni ile etkin kılınmıştır. 12 Eylül ile birlikte, toplum Türk-İslam sentezi doğrultusunda ırkçı-gerici düşüncelerin etkisi altına alınırken, üniversitelerimiz de bu etkiye paralel olarak ırkçılığın ve gericiliğin hegemonyası altına girmiştir. YÖK, bu zihniyetin kurucusu, temsilcisi ve güvencesi olarak bugün de 28. yılında bu görevini sürdürmektedir.
    YÖK’ün, kuruluşundan bu yana düzenin baskı aygıtı işlevi ile birlikte, üniversitelerin yeni liberal politikalar doğrultusunda yeniden yapılandırılmasında da etkin rol aldığını görüyoruz. YÖK’ün kuruluşu ile birlikte özel üniversiteler kurulmuş, kamu üniversiteleri ise gerek üniversite öncesi dershane harcamaları, gerekse harç, barınma ve beslenme masrafları ile neredeyse tümüyle paralı hale getirilmiştir. Sermaye ile kurulan direkt ilişki sonucu piyasanın önemli bir aktörü haline getirilen üniversitelerde bilimsel üretim süreci de ticari bir etkinlik alanı haline gelmiş, bilimsel çalışmalarda toplumun ve insanlığın yararı yerine şirketlerin talepleri belirleyici olmuştur. Bilginin metalaşması ve değersizleşmesini yaratan bu süreç sonunda üniversiteler piyasaya, giderek artan bir hızla entegre olmuş, kamusal kaynaklarla finanse edilen bilimsel faaliyetin yerini, şirketlerin sponsorluğunda yapılan kar amaçlı projeler, sertifika programları, paralı lisansüstü programlar almıştır. Üniversitelerin sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim yapan, sermayeye eleman  yetiştiren ve sermaye için bilgi ve teknoloji üreten merkezlere dönüşmüş olması bilim ve bilimsel üretimin geleceği açısından düşündürücüdür.
    Yaşanan değişim üniversitenin toplum için bilim üretme niteliğine tamamen aykırıdır. Üniversitedeki ticarileşme sürecinin, istihdam biçimlerini de etkilediğini görmemek de mümkün değil. Üniversite bünyesindeki birçok hizmet taşerona devredilmiş, başta araştırma görevlileri olmak üzere akademik personelin iş güvencesi de ortadan kaldırılmıştır. İş güvencesinin ortadan kaldırılmasıyla akademik özgürlükler ipotek altına alınmakta, muhalif ve eleştirel bilim insanlarının egemen ideolojiye, YÖK sisteminin otoriter hiyerarşisine ve üniversitelerin gerici ve piyasacı dönüşümüne karşı ses çıkarmaları engellenmeye çalışılmaktadır.
    YÖK’ün kuruluşundan bu yana, üniversitelerin demokratik ve özgür bilim kurumları olmasını istemeyen her hükümetin, tüm kamu kurumlarında olduğu gibi üniversitelerde de kadrolaşmaya gittiği ortadadır.
    Bu tablo karşısında bizler eğitim ve bilim emekçileri olarak üniversitelerin, bilimsel bilgiyi üreten, ürettiği bilgiyi toplumla paylaşan kurumlar olmasını, kamusal bir anlayışla yeniden tanımlanmasını, sermayeden ve siyasal iktidardan özerk kurumlar olmasını, üniversitenin bütün bileşenlerinin karar süreçlerine katılmasını, söz, yetki ve karar sahibi olmasını istiyoruz. Tüm bunların üniversitelerin demokrasi anlayışına sahip olmasıyla mümkün olacağı düşüncesini bir kez daha yüksek sesle vurguluyoruz ve 28 yıl sonra “ARTIK YETER!” diyoruz”.
    Özgür, eşit ve demokratik bir Türkiye, özerk-demokratik ve kamusal bir üniversite için mücadele etmeye devam edeceğiz.
    Eğitim-Sen’in yükseköğretim konusundaki talepleri:
    1.      Üniversiteler siyasal iktidarların etki alanında olmaktan çıkarılmalıdır. Üniversiteler demokratik bir yapıya kavuşturulmalı, kararlar üniversite bileşenleri tarafından verilmeli, üniversite bileşenleri, söz, yetki ve karar sahibi kılınmalıdır.
    2.      Bilimin özgürleşmesi, kamusal, özerk ve demokratik bir üniversite anlayışı ancak bu koşullarda yaşatılabilir. YÖK ve siyasal iktidarın temsil ettiği anlayışlar üniversitelerimizden ellerini tamamen çekmeli, özgür bilim ve sanat, demokratik-katılımcı yönetim ve özerk-bilimsel üniversite anlayışının hayata geçirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır.
    3.      Üniversite özerkliğinin hayata geçirilmesi için gerekli tüm düzenlemeler yapılmalıdır. YÖK, yerini üniversitelerin doğrudan temsil edildiği demokratik bir üst kurula bırakmalıdır.
    4.      Hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılmamalı, üniversitelerde paralı eğitim uygulamasının her türüne son verilmeli, öğrencilerin eğitim sürecindeki bütün ihtiyaçları devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanmalıdır.
    5.      Üniversiteler üzerindeki gerici-faşist yapılanmaya son verilmelidir.
    6.      Bugün hak arama mücadelesi yürüten öğrencileri sindirme aracı olarak uygulanan soruşturma terörüne son verilmelidir.
    7.      Üniversite, piyasanın ihtiyacı olan bilgi ve elemanı üretmek yerine, evrensel kültürün ve eleştirel aklın verildiği bir kurum olmalıdır.
    8.      Bireyci, rekabetçi bilgi üretimi yerine kolektif bilimsel üretim; bilginin özel mülkiyeti yerine de kamusal mülkiyeti esas olmalıdır.
    9.      Üniversite toplum katında saygınlığını artırmak ve toplumla bağlarını güçlendirmek için ülke ve toplumun sorunlarına duyarlı ve onlara yönelik çözümler üretme çabasında olmalıdır.
    10.  Üniversitenin kendi kaynaklarını yaratması adı altında yürütülen özelleştirme uygulamalarına son verilmelidir. Yükseköğretimde özelleştirme yerine kamu finansmanı esas alınmalı, genel bütçeden ayrılan pay artırılmalıdır.
    11.  Yeni özel/vakıf üniversitelerinin açılmasına izin verilmemeli ve var olanlar kamulaştırılmalıdır.
    12.  Üniversite bünyesinde ticarî amaçla faaliyet gösteren dernekler, vakıflar ve merkezler kapatılmalıdır.

    Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

    EĞİTİM SEN'den Haberler

    En Çok Okunan Haberler

    GALERİ

    ANKET

    Doç. Dr. Ahmet İnan'ın Üniversitedeki Görevine Son Verilmesini Nasıl Değerlendiriyorsunuz






    Tüm Anketler

    .:DÜİK:. Dicle Üniversitesi İzleme Komisyonu İnternet Sitesidir. Sitenin tüm hakları saklıdır.©2009
    RSS Kaynağı | Editör Girişi

    SİTEMİZDE YAYINLANAN TÜM YAZILARIN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR

             

    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi