ANASAYFA | HABER ARA | FOTO GALERİ | ANKETLER | SİTENE EKLE | RSS KAYNAĞI                                                                                                
Kadrolaşmaya, Keyfi Uygulamalara, Baskılara Sessiz Kalmayacağız   BİLEŞENLER    MİSAFİR YAZAR  

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SON YORUMLANANLAR

    Hükümetin Üniversitelerdeki Kadrolaşma Gayreti Hukuku ve Akademik Kuralları Hiçe Sayıyor

    Hükümetin Üniversitelerdeki Kadrolaşma Gayreti Hukuku ve Akademik Kuralları Hiçe Sayıyor

    Kategori  Kategori : EĞİTİM SEN'den Haberler
    Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
    Okunma  Okunma : 119
    Tarih  Tarih : 05 Kasım 2009, 22:57

    12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

    Hükümetin Üniversitelerdeki Kadrolaşma Gayreti Hukuku ve Akademik Kuralları Hiçe Sayıyor! - 2009-08-25

    Eğitim Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç'ın açıklaması.

    YÖK'ün son zamanlardaki bazı uygulamaları, milliyetçi-muhafazakâr kadrolaşma çabalarının hız kazandığını ve bunun için akademik kuralları ve hukuku çiğnemekten çekinmediğini göstermektedir. Söz konusu tavrın en son örneği Gazi Üniversitesi’nde yaşanmıştır. Gazi Üniversitesi’nde, binası, öğrencisi, akademik personeli bulunmayan, hatta ÖYS Kılavuzunda dahi adı geçmeyen Maliye Meslek Yüksekokulu için kadro ilanı verilmiştir. Basında “bankamatik doçentleri oluşturulmak isteniyor” şeklinde değerlendirilen bu uygulamanın, özellikle cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından geçen yıl yapılan rektör atamalarının ardından gerçekleşiyor olması üzerinde düşünmeye değer bir konudur.

    Gazi Üniversitesi’nde bazı fakültelerin dekanlarının ve/veya bölüm başkanlarının herhangi bir talebi olmamasına rağmen, 25 Temmuz 2009 tarihli Resmi Gazete’de yardımcı doçent ilanı verilmiştir. Bu ilanla, Gazi Üniversitesi’nde iki yıldır kadro bekleyen onlarca araştırma görevlisi mevcutken, doktoralarını sadece bir buçuk ay önce bitiren bazı araştırma görevlilerinin yardımcı doçent kadrolarına atanması sağlanmıştır. Böylesi bir uygulamanın alelacele kadrolaşma çabasından öte bir anlam taşımadığı açıktır.

    Söz konusu ilanların içinde on yıldır öğrenci almayan, herhangi bir binası ya da dersliği bulunmayan, 2009 ÖYS Yüksek Öğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda yer bile verilmemiş olan Maliye Meslek Yüksek Okulu’na yardımcı doçent ilanı da bulunmaktadır. Verilen ilan, adı var kendisi yok okulun tek personeli olan okul müdürünün bilgisi dâhilinde de olmamıştır. Ayrıca bu kadroya atanacak kişiler için “mahalli idareler maliyesi” alanında çalışmalar yapmış olmak şartı belirtilerek aslında, alınması kararlaştırılmış olan kişi işaret edilmiştir. Zaten öğrencisi bulunmayan, herhangi bir dersin verilmediği bir okula alınacak öğretim elemanı için özel bir alanda çalışma yapmış olma koşulunun getirilmesinin başka hiçbir açıklaması bulunmamaktadır. Bu şekilde, gerekmediği halde verilen ve alınacak kişiyi açıkça işaret eden bir akademik kadro ilanının, “bankamatik doçentliği” yoluyla kamu kaynaklarının israf edilmesi bir yana, sergilenen kadrolaşma gayreti ve partizanlık düzeyi açısından kamu vicdanını rahatsız etmemesi mümkün değildir.

    Bu kadrolaşma gayreti aynı zamanda, akademik ölçütleri bir kenara atarak keyfi ve hukuksuz bir biçimde akademik personel alım usullerine müdahale girişimi olarak kendini göstermektedir. Son olarak 8 Ağustos 2009 tarihinde verilen kadro ilanları çerçevesinde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde böyle bir durumla karşılaşılmıştır. Fakülte Dekanı, Fakülte Yönetim Kurulu toplantısında, akademik kadro alımında yapılacak dil sınavı için daha önceden hazırlanmış bir jüri listesi açıklamıştır. Öğretim üyelerinin bu yönteme itiraz etmesi karşısında “rektörün talimatıdır, bunu yapmak zorundasınız” diyerek üyelere baskı yapmıştır. Yönetim kurulu üyelerinin akademik etik kurallarında ısrar etmesi ve dayatmayı kabul etmemesi ile toplantı kilitlenmiş, 24 Ağustos tarihli toplantıda dekan, yönetim kurulu üyelerinin direnişi karşısında geri adım atmak durumunda kalmıştır.

    Tüm bu örnekler, son rektör atamalarının ardından üniversitelerde akademik personele ilişkin ne kadar ciddi bir milliyetçi-muhafazakâr kadrolaşma çabasının olduğunu gözler önüne sermektedir. Sendikamız, hâlihazırda zaten bir dizi olumsuzluğu bünyesinden barındıran yükseköğretim sistemine büyük darbe vuracak olan bu kural tanımazlığa karşı sessiz kalmayacaktır. Üniversite özerkliğini ve bilimsel özgürlüğü savunan tüm kesimleri duyarlı olmaya çağırıyor; akademik etik ve hukuk kurallarının açıkça çiğnendiği bu uygulamalara karşı, başta Cumhuriyet Savcıları olmak üzere yetkilileri harekete geçmeye davet ediyoruz.

    Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

    EĞİTİM SEN'den Haberler

    En Çok Okunan Haberler

    GALERİ

    ANKET

    Doç. Dr. Ahmet İnan'ın Üniversitedeki Görevine Son Verilmesini Nasıl Değerlendiriyorsunuz






    Tüm Anketler

    .:DÜİK:. Dicle Üniversitesi İzleme Komisyonu İnternet Sitesidir. Sitenin tüm hakları saklıdır.©2009
    RSS Kaynağı | Editör Girişi

    SİTEMİZDE YAYINLANAN TÜM YAZILARIN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR

             

    Altyapı: MyDesign Haber Sistemi